Mandalina Kokusu

Akşam ezanıyla birlikte;dilsiz ışıklar sızmış olurdu karanlıklara,kartopu oynayan çocuklar çoktan evlerine gitmiş,oyuna dalanları anneleri balkonlardan çağırmış, perdeler bir bir çekilmiş, sobaların kovaları değiştirilip kurular tutuşturulmuş, oturulan odada mis gibi çıra kokusu buhar olmuş, pat pat yapan soba kapakları hafifçe kısılmış olurdu.

Evin babasını bekleyen her evde olduğu gibi annem de bizim sobamızın üzerine bir tencere yemek koyardı.Yer soframızı hazırlarken ona yardım ederdim. Bilirdik ki; o saatlerde herkesin telaşı aynı.

Mahalledeki herkesin o anlarına eşlik eden, dibi kireç tutmuş güğüm,su kaynamaya başladığında tısıl tısıl keyiflenirdi de; bir kaç saat sonra yanına çaydanlık koyuldu mu kapağını kaldıra kaldıra muhabbete otururdu her akşam.Gurbette toprağıyla buluşmuş hemşehri gibi anlatır da anlatırdı çaydanlığa.Evde okula giden çocuk varsa,meyve faslı için ödevlerin bitmesi beklenirdi.Anneler,yavrularına meyveleri soyup vermeden ısınmaları için biraz bekletirdi. Ödevler bitip de sıra meyve yemeye geldi mi, mandalina kokusu sarardı tüm evi,evin en küçüğü sobanın üzerine mutlaka bir kaç kabuk koyardı.O an sokağın tavanına kadar yükselirdi mandalina kokusu.Her akşam,her evden aynı saatlerde çocukların huzurla aldıkları her nefesten yükselen mandalina kabuğu kokusu,bugünkü yaşama bağlar beni,bizi...

Zaman içinde sobanın yerini kaloriferlerin almasıyla,çocukluğumun miskin ve keyifli serilişleri terketti bünyemi de,geriye ıssız bir tedirginlik kaldı.Sobaya yakın duran ikili iskandinav koltuk tam boyuma göreydi o senelerde ,orada kitap okumanınn zevkini,annemin ev içi hareketlerinin yanağımızı okşayan rüzgarını hissetmeyi,ağabeyimin tv karşısında merakla haber dinleyen,siyaseti yeni yeni anlamaya başlamış ve kulak kesilmiş bilgiç tavırlarını,babamızın görevden geliş saatini beklemeyi,her şeyi öyle özledim ki...Karlı günlerde dışarıya asılan çamaşırların geçit törenine katılacak gibi dimdik donakalmış vaziyette balkondan eve girişlerini hayretler içinde izler,deli deli gülerdim.Eskiden kış günlerinde ipten inen çamaşırların bile canı vardı... Gece olup da uyku zamanı geldiğinde,üçlü iskandinav koltuk açılır,yatağım serilir,ışık sönerdi, babam, bizi uyudu sanır, televizyon izlemeye devam ederdi.Bazı geceler, Sadettin Teksoy'un esrarengiz programını izlerdi,hem korkardım hem izlerdim yorgan altından.Abim Zaga'yı ve Beyaz Show'u sever,bazı gecelerde Hulki Cevizoğlu'nun Ceviz Kabuğu Programı'nı izlerdi.Zekeriya Beyaz kalmış aklımda sadece,Hulki Cevizoğlu'na Sayın Cevizkabuğu diye hitap edip konuşması,abimle hala anıp gülüşürüz. Babam da Yaşar Nuri Öztürk'ün bazı söylemlerini mantıklı bulurdu, katılırdı,onun sesli düşünmeleri sayesinde Yaşar Nuri hakkında da bir fikrim var şimdi.

Anlattığım her şey bir mandalina kokusu sayesinde döküldü kalemimden.Ne şanslı çocuklarmışız meğer. Tam da o anda bayıla bayıla mandalina yiyen kızıma içimden sordum, “sen de şanslı mısın kuş?Taşır mısın bu kokuyu otuzlu yaşlarına,bu günlerini özlemle anar mısın ki sen de her şeye rağmen?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vildan Erçetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çan'ın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çan'ın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Çan'ın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çan'ın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Çan Belediye Başkanı Kim Olmalı ?
Tüm anketler