Deniz, Tarih ve Doğanın İç İçe Geçtiği Eceabat'ın Sırları

Eceabat, Çanakkale'nin tarihi öneme sahip, sembol ilçelerinden biridir ve Çanakkale Savaşı'na ev sahipliği yapmış olan bu ilçe, Gelibolu Yarımadası'nın batı ucunda yer alır ve doğal güzelliklerle bezeli, bakır koylarla doludur. İlçe, geniş bir alana yayılmış olup 12 köye ev sahipliği yapmaktadır.

Deniz, Tarih ve Doğanın İç İçe Geçtiği Eceabat'ın Sırları
Deniz, Tarih ve Doğanın İç İçe Geçtiği Eceabat'ın Sırları
+14
Haber albümü için resme tıklayın

Atina ile Sparta arasındaki Peloponnesos Savaşı'nda (MÖ 431 - 404) Atina'nın merkez donanım üssü olarak kullanılan Sestos, daha sonra Sparta ve Atina arasında birkaç kez el değiştirmiştir. Bölge MÖ 334'te Büyük İskender tarafından alınmıştır. Roma döneminde Sestos'un önemi azalırken, Madytos gelişmeye başlamıştır. Hristiyanlığın ilk dönemlerinde önemli merkezlerden biri olmuştur.

Madytos adı zamanla, Maydos'a dönüşmüştür. Bu önemli kent, Orta Çağ'da zamanla ortadan kalkarken, üzerinde bugünkü Eceabat kurulmuştur. Buraya gelen ilk Türkler, Melik İshak Bey'e bağlı kuvvetlerdir. Osmanlılar, 1354'de Rumeli'ye geçerken Ece Bey, Maydos'u almış ve adına uygun olarak kente Eceabat denilmiştir. Yerleşme, Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520 -1566) merkezi Gelibolu olan Kaptan Paşa Eyaleti içinde kalmıştır. 1915 Çanakkale Savaşı sırasında top atışlarıyla yıkılan Eceabat, daha sonra yeni baştan kurulmuştur.

Eceabat, Çanakkale ilinin bir ilçesidir. Çanakkale Boğazı'nda sahil kenarında kurulu ilçenin eski adı Maydos'tur. Çanakkale Savaşı Eceabat sınırları içinde gerçekleşmiştir. Gelibolu Yarımadası’nın uç bölümünde ve Çanakkale'nin tam karşısındaki koyda yer alan ilçe merkezi, İstanbul'a 309 km olup, araç ile E84 üzerinden ulaşılabilir. Çanakkale’den sürekli otobüs ve minibüs seferleri vardır.

Eceabat'ın güzel ilçesi, Gelibolu Yarımadası'nın batı ucunda, Avrupa yakasında yer alır. 490 km² yüz ölçümü ve 12 köyü olan şirin bir ilçedir. Anafartalar ve Ece ovaları başlıca düzlük alanlarıdır.

Eceabat'ta Nereler Gezilir?

Sestos Antik Kenti: Eceabat'a 4 km uzaklıktaki Yalova köyünde ve Akbaş Limanı'nın güneyinde bulunmaktadır. Burada yapılan kazılarda, Roma dönemine tarihlenen sikkeler, yazıtlar ve çanak çömlek parçaları ele geçirilmiştir. Doğu Romalılardan (Bizanslılardan) kalma sarnıçlar hala kullanılmaktadır. Kentin adı ilk olarak Homeros'un destanlarında geçer. Fatih Sultan Mehmet döneminde (1451 -1481), Gelibolu Sancakbeyi Yakup Bey tarafından Kilitbahir Kalesi yaptırılırken, Sestos Kalesi'nin taşları kullanılmıştır.

Eceabat Kaç Köyü Var?

Gelibolu Yarımadası'nın batı ucunda, Avrupa yakasında yer alır. 490 km² yüz ölçümü ve 12 köyü olan şirin bir ilçedir. Anafartalar ve Ece ovaları başlıca düzlük alanlarıdır.

Alçıtepe Köyü

İlçe merkezine 25 km mesafede olup, Behramlı köyünden sonra asfalt yolla ulaşılır. İçme suyu yeterlidir. Camisi 1957 yılında inşa edilmiştir. Nüfusu 2008 verilerine göre 516 kişidir. Geçim kaynakları tarım üzerinedir. Ayçiçeği ve zeytincilik en yaygın ürünlerdir. Turistik potansiyeli nedeniyle turizm son yıllarda temel geçim kaynağı haline gelmiştir.

Halkı 1934 ve 1938 Romanya ve Bulgaristan göçmenidir. Çanakkale savaşlarında Kanlı muhaberelere sahne olan Sığındere/Zığındere ve Kereviz Dere ünlü isimleri Alçıtepe köyü hudutları içerisindedir. Aslında burası bağrında taşıdığı şehit ve şehitliklerle cennet bahçelerinden bir belde gibidir. Kuzeyindeki Sonok Şehitliği ona ayrı bir hava verir. Salim Mutlu Müzesi de savaş hatıralarını canlandırır. İsmini ise doğusundaki Aktopraklı Tepe’den alır. Tepenin ismi Tenger veya Alçıtepe’dir. Türklerin yerleşmesinden sonra da köye ad olmustur.

Alçıtepe/ Tengertepe veya Aktepe, savaşlarda ün kazanmışlardır. Şahindere’de Alçıtepe içerisindedir. Domuzderesi ve Çakalçeşme de kanlı savaşlara sahne olmuştur.

Behramlı Köyü

Eceabat Kilitbahir ve abide yolundan ilçe merkezine 16 km, anayola 1 km sağda ve bir yamaç üzerine kurulmuştur. Köyün nüfusu 2008 verilerine göre 411 kişidir. Köyün su sorunu çözümlenmis, yolu asfalt olup, birçok hizmeti sağlanmıştır.

 Halkı Bulgaristan göçmeni olup, /Harmancık Kazası/ Çanakkale Savaşlarında dağılan köy halkı savaştan sonra gelip köylerini gene mamur edip yerleşmişlerdir. Eski Çiftlik, Arapsuyu, Doprabahçesi, Kızıltepesi kayda değer mevkileridir. Güneyindeki Çanakkale Savaşlarıyla ünlü Soğandere, Alçıtepe köyü ile batı sınırını oluşturur.

Eski ismi büyük Behramlı ve 1400’lerde kadim kent Proteziaus kasabası üzerine kurulmuştur. Şifai rivayetlere göre yöre karyelerinin Pazar kasabası Büyük Behramlı’dır. Geçimleri tarım ve hayvancılıktır.

Beşyol Köyü

İlçe merkezine 28 km mesafededir. Gelibolu hududunda ve ilçe merkezine hem Sivli hem de Küçükanafarta yolu üzerinden asfalt yol ile bağlıdır. Köyün nüfusu 2008 verilerine göre 247 kişidir.

Geçim kaynakları çiftçilik, balıkçılık, hayvancılık, suları yeterli ve düz bir arazi üzerine kurulmus sevecen insanları vardır.

Köye ilk yerleşenlerin başında Dursun Bey gelir. Dursun isminin, Karasioglu Dursun Bey’e atfen verilmiş olabilir. Zaman içinde Dursun ismi Tursun’a çevrilmiştir. Son zamanda köyün ismi Beşyol olarak değiştirilmiştir.

Halen Dursun Beyin mezarı köy halkından Hasan DURSUN’un avlusunda bulunuyor ve ihtimamla korunuyor. Aile soyadını da Dursun Bey’den alıyor. Ayrıca Kilitbahir’de bulunduğu gibi Beşyol’da da Karacaahmet’in bir makamı bulunmaktadır. Gülbaba ise Kamil ILGIN’ın evinde bulunmaktadır.

Diger taraftan köydeki şifahi rivayetlere göre Ece Bey’in mezarı Beşyol hudutları içinde olan Ece Limanındadır. Yolağzı Köylülerine göre köy mezarlığı içindeki türbe Ece Bey’e aittir. Gelibolu ilçesine bağlı ve Beşyol Köyünün doğu istikametindeki Karainebeyli Köyü yukarısındaki Tepecik düzlüğündeki yatırın Ece Beye ait olduğu anlaşılmaktadır. Arastırmalar ve buluntular bu yöndedir. Bu sebeple Ece Halil Beyin mezarı buraya yapılmıştır.

Besyol, Yolagzı ve Karainebeyli köyleri arasındaki mesafeler 4-5 km civarında olması nedeniyle bir bütün halinde görülmektedir.

Beşyol mezarlıgının bir mezar taşından bir hanımın ölüm tarihinin H/1203, Osman Ağa isimli şahsın 1253, İbrahim isimli şahsın 1310 olduğu görülmektedir. Köy mezarlığı oldukça eski ve büyüktür.

Kuruluşu tahmini miladi 1380’lerdir.

Bigalı / Çamyayla/ Boğalı:

İlçe merkezine uzaklıgı 7 kmdir. Köyün nüfusu 2008 yılı verilerine göre 187 kişidir. Yolu asfalt ve içme suyu bulunmaktadır. İlk ismi Boğalı’dır. Kurucusunun Ali BOĞA olması nedeniyle ismi Boğalı olmuştur. Bunlar Küçük Boğalı ve Büyük Boğalı olmak üzere iki köydü. Küçük Boğalı bugün mevcut değildir. Ancak kabristanlık bakiyesi mevcuttur. Köy Süleyman Paşa Vakfı üzerine kurulmuştur. İsmi Boğalı konmuştur.

Sonra Bigalı’ya çevrilmistir. 1982 senesinde ise Sayın Cumhurbaşkanı Kenan EVREN mezkur köye Atatürk Müzesinin açılısı için gelmişti. Bu meydanda köyün tarihi isminin iade edilmesini ilgililere emretmiştir.

Bigalının doğusunda Çanakkale Boğazı ve kısmen Yalova Köyü arazisi batısındaki Kocadere ve Büyükanafarta köyleri, kuzeyde Yalova Köyü ve Kumköy’e bağlı Bahşi Köy (tamamen Kumköy’e taşınmıştır), güneyde Kilye ovası ve Kocadere arazisi ile çevrilidir. /2//1/ Nazmi Sevinç, Hüseyin Tuna, _brahim Çataltepe ve Recep Atik - B.anafarta Köyü /2/ 15 Ocak 1953 ve 31.12.1936 tarihli Eceabat Kaymakamlığı raporları.

Evliya Çelebi şimdiki Bigalı’dan Gelibolu’ya geçtim der. Bir seyyahın 350 sene önce bir köyden sözetmesi onun kuruluşunun oldukça eskilere dayandığının belgesi olduğunu sayabiliriz. /1/ Bigalının 1285 Hicri tarihli cami avlusundaki çeşme kayda değer bir eserdir. Kuyu taşının güzelligi ve sanat stili bakımından bölgemizde başkaca benzerini görmedim. Kitabe taşından anlaşıldığına göre Yakup Bey isminde bir zat yaptırmıştır.

Cami mihrabındaki taşın tarihi ise 885/1431. Yani köye yaklaşık olarak miladi tarihinden 533 ve Hicri tarihinden 529 sene önce cami yapılmıştır. Minarenin tarihi ise 1185 dir. Bigalı Köyü hudutları içindeki Bigalı Kalesi ise Hicri 1233 tarihlerinde inşa edilmiştir. Şimdi çok haraptır. Kale ile köy arasındaki mesafe 3 km’dir. 

Bigalı’da Balkan Savası’na katılanlar :

1) Emin Aktas

2) Süleyman Ünal

3) Mustafa Öztemel

Çanakkale Muharebelerine Katılanlar :

1) Ali Karacabey

2) H.İbrahim KOCADANLI

3) Mustafa Cengiz

4) Mehmet Kurtdere

5) Çolak Ali

Büyük Anafarta Köyü

İlçe merkezine 14 km mesafededir. İlçeye baglantı yolu asfalttır. Köyün nüfusu 2008 verilerine göre 293kişidir. İsmi değişmemiştir.

Geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Pamuk ve domates önemli ürünleridir. Kadınlar pamuktan dokudukları feracelerini Kök boya ile boyayıp kullanıyorlar. Buda onlara ayrı bir güzellik veriyor. Okuma yazma oranı yüksektir. Sosyal manada kalkınmıştır. Eski bir hamam kalıntısı mevcuttur. Eceabat çıkısı ve yolun sonundaki çesmenin inşa tarihi 1195’tir.

Kilitbahir (Kilit-ül Bahir)

Kilitbahir Boğazın en dar yerinde Çanakkale'yle karşılıklı yer almaktadır.780 nüfuslu köy,Eceabat'ın yaklaşık 3 km güneyinde dik bir yamaç üzerine kurulmuştur.Kilitbahir,küçük feribotların Boğazı geçmek için kullandıkları küçük limanı ile Milli Park'a geçitlerden birisidir.

Antik Çağdaki adı :

Eski çağlarda buraya “Dişi Köpek Mezarı” anlamına gelen Koynus / Coynus-sema denir. Truva Kralının eşi Hekabenin mezarının burada olduğu rivayet edilmektedir. Köy ismini bu mezardan almıştır. Atinalılar M.Ö. 411’de kazandıkları zaferin anısına bir anıt dikmişlerdir. Ancak anıtın yeri bilinmemektedir. Efsaneye göre Hekabe Troia Kralı Priamos’un karısı, Hektor ve Paris gibi çocuklarının annesidir.

Efsanenin hikayesine gelince; Hekabe latince : Hecube demektir. 19 çocuk anasıdır ve bu yüzden Hekabe ilkçağ eserlerinde doğurgan ve bahtsız ana tipini yansıtır. Homeros destanında belirtilen karakter sonraları iyice abartılmış ve Hekabe çocuklarını bir bir kaybettiğinden ve korkunç yıkım ve işkencelere tanık olduktan sonra gözü dönmüş bir köpek gibi kudurup etrafına saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur. Kimi efsanelerde onun evlat acısına dayanamayıp gece gündüz uluyan dişi köpek haline dönüştüğü de belirtilir. Başka bir rivayete göre Hekabe Cynos-sema’ da büyük bir savaşa tutuşur ve büyük kahramanlıklar gösterir ve orada ölür. Savaşın tasviri yapılırken Hekabe’nin köpekler gibi dişlerini göstererek etrafa saldırdığından bahsedilir.

Onun bu hali de yöreye ad oldu. Böylece Kilit-ül Bahir’e “Dişi Köpek Mezarı “ anlamına gelen Cynos-sema denmiştir

Hülasa efsanenin özeti”Troianın sükutundan sonra Kral Piriyam’un II. karısı Hecube diğer esirler ile birlikte Avrupa kıyısında ve Havuzlar mevkiinde /Arrbienei/ kurulan pazarda satılmış ve bir Trakyalı köle olmuştur. Bu sırada deniz kenarında oğlunun cesedini görür. Katili de yanındadır. Bunun üzerine Hecube deli gibi olur ve katilin üzerine saldırıp, gözlerini oyar. Bu defa katilin yakınları Hecube’ye saldırırlar ve onu taşlarlar.

O da atılan taşları eli ve ağzı ile tutup onların üzerine gönderir. Karşı taraf onun dilinden anlamazlar. Ancak ondan köpek havlamasına benzer sesler işitirler. Sonuçta Hecube öldürülür ve mezarına da köpek mezarı denilir.

Kurulus Tarihçesi :

Kuruluşu gösteren bir kayda rastlanmaz. Ancak çarşıdaki Damat İbrahim Paşa Çesmesinin inşa tarihi Hicri veya Rumi 1023. Yani 400 sene önce böylesi tezyin edilmiş bir çeşme inşasının olduğu iskan merkezinin en azından 250-300 yıllık bir mazisi olmalıdır.

Kısaca, bir göçebe obasında böyle bir eser yapılamaz. Yine taktirde Cahid-i Sultan’ın oğlu Adem Efendi’nin mezar taşındaki ölüm tarihi 1053’tür. Demek ki 350 sene önce burada cemaat oluşturmuş insanlar varlığı kabul edilebilir. Buna göre çesmenin inşası ve Cahid-i Tarikatının 14. asırda kurulmuş olması durumuyla kasabanın kalelerle birlikte inşa edildiğinden ve iskan merkezi haline getirildiği düşünülebilir. 1658’de Kilit-ül Bahir’i gezen Evliya Çelebi, Kaptan Paşa Eyaletine bağlı kaza merkezi olarak bahseder,Kilitbahir'den.

Kale içinde 62 toptan söz eder. 750 kadar çift katlı, kiremit örtülü hane olduğunu yazar. Kaleler 1462’de inşa edildi. Kale içindeki çesme kitabesi 1492 ve Kanuninin Sarıkule eki ise 1545’de olmuştur. Ayrıca Lapseki ilçesi Çardak Bucağında bir kültür manzumesinin sahibi olan Gelibolu Beylerbeyi Yakup Paşa’nın Çanakkale Vakıflar Müdürlüğü, Vakfiye kayıt defterinin 57’nci sahifesinde Çardak eserleri anlatıldıktan sonra Kilit-ül Bahir eserlerinden sözedilir. Buradaki Vakıf İdaresi: bir kısmını Kilit-ül Bahir’de mescide, kısmi aharın nısfını vakfın hamamına, kısmı salisi Han ile Hamam Beyni’ne icra eyledi. “Bunların vakıflarıda Kala-i Sultaniye’de meaddid dükkan ve iki ev ve büyük mahzenlerdir. (Vakfiye tarihi 1479) Tabiki eserler de vakıf tarihlerinden önce inşa edilmiş olmaları gerekir. Demek ki Gelibolu Beylerbeyi Yakup Paşa, Fatih’in emri üzerine Kilitbahir Kaleleri’nin inşası ile birlikte han, hamam, çeşme ve bir mescid yaptırmıştır. Cami halen ibadete açıktır. Fatih Camii olarak bilinir. Hamam ile çeşmeden eser yoktur. İskeleti olan hamamı Piyale Paşa işlettirmiştir.

Kısacası Kaleler sözkonusu eserlerle birlikte köyde kurulmuş oluyor. Köyün batısındaki Elpeden Köyü de kalelerin inşası ile birlikte oraya göç etmiş olurlar. Başka türlü izah yapamayız.

 Kocadere Köyü

İlçe merkezine 7 km uzaklıkta olup nüfus olarak İlçenin en küçük köyüdür. Halkı tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Köy; ismini bulunduğu yerdeki Kocadere deresinden almaktadır.

Kumköy Köyü 

İlçe merkezine 15 km. Yalova Köyüne 2 km. mesafededir. İsmi hiç değişmemiştir. Neden Kum ismi verildiğini bilinmiyor. Ancak arazi düz ve toprakları kumludur. Bu bakımdan bu ismin verilebilecegi akla geliyor.

Küçük Anafarta Köyü 

İlçe merkezine Büyükanafarta üzerinden 19. km uzaklığındadır. Köyün nüfusu 2008 verilerine göre 278 kişidir. yolu asfalttır. Savaşlarda yıkılan köy tekrar inşa edilmiştir. Minareli olan camii 1895 yılında inşa edilmiştir. Ondan önceki camiin ne zaman yapıldığını bilen yok. Evleri taş yapı ve üzerleri kiremit örtülü. Geçim kaynakları tarım ve hayvancılık. Buğday, ayçiçeği ve domates ürünleridir. Sosyal manada kalkınmış bir köyümüz sayılabilir.

Köyün içinde eski bir hamam kalıntısı vardır. Köy meydanındaki çeşmeyi Hacı Mehmet Ağa 1013’te inşa ettirmiştir. Büyük bir mezarlıkları vardır. Üzerlerinde tarih olmayan ulu mezartaşları dikkat çekmektedir. Ali Ağanın ölüm tarihi 1203, başka bir şahsın ise 1205. 400 yıl önce bir çeşme yapıldığına göre köyün kuruluşu 1356’ları bulur. İsmi hiç değişmemiştir. Yani kadim ismi Küçükanafartadır. Kuruluş yıllarında iki camisi bulunmaktadır. Çanakkale savaşlarından sonra ikincisi yapılamamıştır. Batı cihetinde ve 1.5 km ileride Yaka veya Baka çesmesi vardır. Burada aynı ismi taşıyan birde yatır vardır. Yaka Baba veya Baka Baba ise sahilde Büyük Kemikli Burnunda misafir edilmektedir.

Seddülbahir Köyü

İlçe Merkezine 33 km ve Gelibolu Yarımadasının güneye bakan uç noktası ve boğaza girişte denizin seddidir. Köy nüfusu 2008 verilerine göre 310 kişidir. Yaz aylarında çevresindeki yazlık tesisler nedeniyle nüfusu ikiye katlanmaktadır.. Halkı genellikle tarım, hayvancılık ve balıkçılıkla uğraşır. Turizm potansiyeli yüksektir.

Camisi, minaresi bulunmaktadır. Yolu asfalt ve suyu yeterli bulunmaktadır. Kalesi ve minaresi son derece harap bir görüntüdedir. Seddülbahir Çanakkale Savaşlarında dağılmıstır. Sonradan 1934 ve 1938 ‘lerde Romanya ve Bulgaristan göçmenleri yerleştirilmiştir.

Yalova Köyü

İlçe merkezine 15 km ve Eceabat ve İstanbul yolundan 12 km sola dönüş ve 3 km sonra Yalova köyüne varılır. Nüfusu 2008 verilerine göre 326 kişidir. İlkokulu Osmanlı döneminde inşa edilmiştir. Kullanılmayan okulu ise 1918 yılında Cevatpaşa tarafından inşa ettirilmiştir. Yolu asfalt olup içme suyu bulunmaktadır.

Köy Camii 1187 / 1762’de Hafızzade Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmıştır. Zafer çesmesi ise 1334 tarihlidir. Cami haziresindeki bir mezartaşı kitabesinde 1203 tarihi geçmektedir. Eski Hamam ise 1938 tarihinde inşa ettirilmiştir. 1333’de vefat eden Mehmet Ağa’nın Cami Haziresindeki kitabesi ise :

Beni kıl mağfiret Ey Rabbiyezdan 
Bihakkı Arsı Arsı Azam Nuru Kur’an 
Gelüp kabrimi ziyaret eden ihfan 
İdeler ruhuma bir fatiha insan

Hasanoğlu Hacı Muhammed Ağa’nın Ruhuna fatiha /1333/

İsminin Hikayesi :

İlk ismi Yalakabak’tır. İzmit taraflarındaki Yalakabak Kalesi ile bu isim karıştırılmamalıdır. Köyün eski kuruluşu şimdiki köyün doğusundaki değirmen tepesi denilen yerdedir. Sonra şimdiki yerine yerleşilmiştir. Yer degiştirmesine sebep olarak yaygın bir hastalığın neden olduğu ileri sürülmektedir. İsminin “toprağın kabak gibi açması” tabirinden veya arazinin coğrafi özelliğinden verildiği sanılmaktadır. Sonradan Yalova olarak değiştirilmiştir.

Diğer Özellikleri :

1939’da büyük bir sel felaketi ve 1948’de büyük bir yangın atlatmıştır. Geçim kaynakları tarım ürünleri, özellikle buğday, pamuk ve sebzeciliktir. Sosyal bakımdan gelişmiş köylerimizdendir.

Güneyde Sarıkız Tepesi ve kuzeyindeki Bakacak Tepesinde birer yatır bulunmaktadır. Evler iki katlı kiremit örtülüdür. Kültürü, gelenekleri diğer köylerle paralellik gösterir. Ovasında Çanakkale Bogazının dayanılmaz güzel görüntüsü izlenir.

 Yolağzı Köyü

İlçe merkezine 23 km mesafededir. Yolu asfalt, suyu yeterlidir. Köy nüfusu 2008 verilerine göre 124 kişidir. Arazisi verimlidir. Mevcut gölü kurutularak, gölet oluşturulmuştur. Göletten Kumköy ve Yalova köyleri de istifade ederler. Geçim kaynaklarını tarım ürünleri buğday, arpa, ayçiçeği, pamuk ve domates oluşturur. Hayvancılık gelişmiştir.

Çanakkale Zafer ve Meçhul Asker Anıtı

Seddülbahir köyü, Morto Koyu, Hisarlık Burnu'ndadır. Doğan Erginbaş ve İsmail Utkular'ın ortak projesi ile 1954'te başlanmış ve 1960'ta bitirilmiştir.

Hisarlık Burnu denizden 48 m yüksekliğinde doğal bir kaide oluşturmakta, bunun üstünde 4 m yüksekliğindeki anıt platformu ve 39,75 m yüksekliğinde granit ve betonarme anıt yer almaktadır.

Bakkal Salim Mutlu Müzesi

Türkiye'de bulunan önemli müzelerden biri olan Alçıtepe Salim Mutlu Müzesi (Salim Mutlu Özel Harp Anılar Koleksiyonu), Çanakkale şehir turu yapanların mutlaka görmesi gereken önemli destinasyonlardan biridir.

Alçıtepe köyündeki müze, Bakkal Salim'in savaştan arda kalan kalıntıları toplamasıyla oluşmuştur. Evde topladığı parçaları ziyarete açan Bakkal Salim Mutlu'nun koleksiyonunda, kurşunla delinmiş bir tütün tabakası, bir matara, kopmuş bir asker düğmesi, dağılmış bir tespihten arda kalanlar gibi ilginç eşyalar yer almaktadır.

Kilitbahir Kalesi

Eceabat ilçe merkezine 4 kilometre uzaklıkta Kilidülbahir’de yer alan kaleye özel aracınızla 7 dakikada, yürüyerek ise 45 dakika içerisinde ulaşabilirsiniz.

Tarihi açıdan büyük önemi olan kaleyi özel kılan sebep ise, 1462 yılında Osmanlı Devleti döneminde Fatih Sultan Mehmet’in Çanakkale Boğazı’nı kontrol altına almak için Anadolu tarafına Çimenlik Kalesi, Avrupa kısmına ise Kilitbahir Kalesi’ni yapmış olmasıdır.

Dönem itibariyle boğazdan geçen her geminin kontrolleri bu kaleye bağlı birlikler tarafından yapılmaktaydı. Savaşlardan sonra tahribat gören kale 1541 yılında büyük bir restorasyon geçirmiş ve bugünkü halini almıştır.

57. Piyade Alayı Şehitliği

Abideye özel aracınızla ulaşabileceğiniz gibi şehir içinden hareket eden minibüslerle de bölgeyi ziyaret edebilirsiniz. Şehitlik, Kabatepe – Conkbayırı yolunu takip ettikten sonra Kılıç Bayırı sınırları içerisindedir.

Gelibolu Yarımadası’nın en önemli yeri olan Çanakkale Şehitliği içerisinde büyük bir öneme sahip olan bu şehitlik, Çanakkale Savaşlarında binlerce şehit ve yaralı veren M.Kemal önderliğindeki 57. Piyade Alayı anısına yapılmış. Şehitlik girişinin karşısında M.Kemal Atatürk, askerlerine, ”Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” emrini verirken kompozisyonu oluşturulup, rölyefi yapılmış.

Şehitliğe girer girmez, hemen sol tarafta 108 yaşında hayatını kaybetmiş, Hüseyin Kaçmaz’ın bronz heykeli bulunuyor. Hüseyin Kaçmaz ; Balkan Harbi sırasında esir düşen, Kurtuluş Savaşı’nda cesaretiyle örnek olan kahraman asker olarak bilinmekte.

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi

Adanın ilçe merkezine yaklaşık 9 kilometre mesafede bulunan müze, özel aracınızla ulaşabileceğiniz gibi ilçe merkezinden bölgeye hareket eden minibüsleri de kullanabilirsiniz.

Çanakkale ruhunun gelişmesine katkı sağlamak amacıyla 7 Haziran 2012 tarihinde Kabatepe Limanı'nda açılmıştır. 11 ayrı gösterim salonu, 2 katlı Harp Malzemeleri Sergi Salonu ve teknik altyapı birimlerinden oluşan merkez 8.600 m2 büyüklüğündedir. Çanakkale Savaşları'nın önemli anlarını gelişmiş simülasyon teknikleri ile ziyaretçilerine yansıtıyor. 11 farklı salonda 60 dakikalık gösterimler girişte biletleniyor. Her seans maksimum 50 kişi ile sınırlıdır. Ziyaretçilerin müsaitlik durumunu sağlamak için önceden rezervasyon yaptırmaları tavsiye edilir. Giriş ücreti alınır.

Seyit Onbaşı Anıtı

Kilitbahir bölgesinde yer alan anıta özel aracınızla sahil yolunu takip ederek ulaşabilirsiniz. Otogardan hareket eden Kilitbahir minibüslerini kullanarak da bölgeye ulaşım sağlayabilirsiniz.

Onbaşı Seyit, 1889 Edremit-Havran-Çamlık doğumludur. Görev yaptığı Rumeli Mecidiye Bataryası, isabet almış, personelin çoğu şehit olmuştur. Seyit, geriye kalan bir kaç arkadaşının yardımı ile 215 okka (275/630 kg) mermiyi kucaklayıp sağlam kalan topun basamaklarını çıkarak namluya sürer ve topu ateşler. Düşman zırhlısı Ocean tam isabet alır ve dümen donanımının bozulması nedeniyle mayına çarparak batar. 

Anıt; bu kahramanlığın anısına Seyit Onbaşıyı sembolize etmektedir.

Eceabat Tarihi Mektebi

Çanakkale Savaşı’nın yaşandığı Gelibolu Yarımadası’nın ana karargâhlarından biri olmuş olan Eceabat Tarihi Mektebi’ne özel aracınızla ulaşabilirsiniz. İlçe merkezinden hareket eden Kilitbahir minibüsleri ile de bölgeye ulaşım sağlanmaktadır.

Eceabat'ta Gezilecek Diğer Yerler:

1.Kilitbahir Kalesi
2.57. Alay Şehitliği
3.Seyit Onbaşı Anıtı
4.Namazgah Tabyası
5.Mecidiye Tabyası
6.Dur Yolcu Anıtı
7.Sarı Kavak Anıtı
8.Tekke Koyu
9.Orhan Deresi
10.İkiz Koyu
11.Saroz Körfezi

13 Şub 2024 - 11:30 Çanakkale/ Eceabat- Gündem

Mahreç  Candan Türkozan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çan'ın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çan'ın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Çan'ın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çan'ın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.