"Cüzzam: Görünmeyen Tehlike!"

"Mycobacterium leprae" bakterisinin keşfiyle tanınan Hansen hastalığı, cildi, sinirleri ve gözleri etkileyen kronik bir hastalıktır.

Büyütmek için resme tıklayın

Hansen hastalığı, 1873'te Gerhard Armauer Hansen tarafından keşfedilen "Mycobacterium leprae" bakterisi ile ilişkilendirilen bir hastalıktır. Aynı zamanda cüzzam olarak da bilinen bu hastalık, esas olarak cildi, periferik sinirleri, üst solunum yolunun mukozal yüzeylerini ve gözleri etkileyen kronik bir bulaşıcı hastalıktır.

Cüzzam, bebeklikten yaşlılığa kadar her yaşta ortaya çıkabilen ve dünya genelinde her gün yaklaşık 600 kişinin etkilendiği bir hastalıktır. Hastalığın tedavi edilebildiği, erken evrelerdeki tedavinin ise sakatlığı önleyebildiği bilinmektedir. Ancak, cüzzamın tedavi edilmeyen vakalarla temas sırasında burun ve ağızdan çıkan damlacıklar aracılığıyla yayıldığı ve semptomlarının uzun yıllar sonra ortaya çıkabildiği vurgulanmaktadır.

CÜZZAM HASTALIĞI BELİRTİLERİ NELERDİR?

Cüzzam, genellikle cilt, periferik sinirler, gözler ve burun içindeki ince dokuyu etkileyen bir hastalıktır. Başlıca belirtileri arasında soluk renkteki cilt yaraları, yumrular ve şişlikler bulunur. Bu belirtiler, hastalığın ilk aşamalarında ortaya çıkar ve birkaç hafta ya da ay içinde geçmez.

Cüzzamın etkilediği alanlardan biri de periferik sinirlerdir. Sinir hasarı, kol ve bacaklarda his kaybına, uyuşmaya ve kas güçsüzlüğüne neden olabilir. Hastalığın yavaş gelişen belirtileri arasında ise şunlar bulunur:

Ciltte Şişlikler ve Döküntüler: Cüzzam, cildi etkileyerek soluk renkte şişliklere ve döküntülere yol açabilir. Bu belirtiler genellikle hastalığın erken evrelerinde görülür.

Döküntü Çevresinde Uyuşma: Cüzzamın yaygın bir belirtisi, ciltteki döküntülerin çevresinde his kaybına neden olan uyuşmalardır. Bu durum, sinirlerin etkilenmesiyle ortaya çıkar.

CÜZZAM ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Hastalığın belirtileri, kişinin bağışıklık sistemine ve enfeksiyonun şiddetine göre değişiklik gösterir. İşte cüzzamın temel çeşitleri:

Tüberküloid Cüzzam

Hafif ve az şiddetli bir formdur.
Düz ve soluk renkte cilt lekeleri görülür.
Ciltteki lezyonlar genellikle uyuşuk olabilir.
Daha az bulaşıcıdır ve kendiliğinden düzelebilir.

Lepramatöz Cüzzam

Şiddetli bir formdur ve tüberküloid cüzzamdan daha bulaşıcıdır.
Deri döküntüleri, uyuşukluk ve kas zayıflığı yaygındır.
Burun, böbrekler ve erkek üreme organları etkilenebilir.
Saç dökülmesi (alopesi) görülebilir.
Sinir tutulumu ilerledikçe şekil bozukluğuna neden olabilir.

Sınırda Cüzzam

Tüberküloid ve lepromatöz cüzzamın belirtilerini bir arada gösterir.
Hem küçük hem de sayıca daha fazla lezyon içerir.
Bu form, zamanla diğer cüzzam formlarına ilerleyebilir.

Orta Sınırda Cüzzam

Asimetrik olarak dağılmış, anestezik, kırmızı ve şiş lenf nodülleri içerir.
Orta derecede şiddetlidir ve farklı formlara dönüşebilir.

CÜZZAM HASTALIĞI İLK NE ZAMAN VE NEREDE GÖRÜLDÜ?

Cüzzamın kesin başlangıcı bilinmemekle birlikte, ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 600'lü yıllara dayanmaktadır. Hint, Mısır ve Çin uygarlıklarının bu dönemde hastalığı tanıdığına dair kanıtlar bulunmaktadır. Mısır'da yapılan arkeolojik çalışmalarda ortaya çıkan kalıntılar, cüzzamın bu tarihten önce bilindiğini göstermektedir.

M.S. 16-13. Yüzyıllar

Uygarlıklar Arası Yayılım Hint, Mısır ve Çin uygarlıklarının ardından, M.S. 16-13. yüzyıllarda Eski Yunanlılar ve Araplar'ın da hastalığı tanıdığı düşünülmektedir. Bu dönemde cüzzam, Hindistan'dan Büyük İskender'in ordusunun ve Roma askerlerinin taşıdığı iddia edilmektedir.

Haçlı Seferleri ve Toplumsal Dışlanma

Cüzzam, Haçlı seferleri sırasında Avrupa'da oldukça yaygın hale gelmiştir. Ancak hastalığın yayılmasıyla birlikte cüzzamlılar toplumdan dışlanmış, adeta lanetlenmiş kişiler olarak kabul edilmiştir. Tedavi yöntemlerinin bilinmediği bu dönemlerde, cüzzamlılar yerleşim birimlerinden uzaklaştırılarak özel adalara sürülmüşlerdir.

CÜZZAM HASTALIĞI TEDAVİSİ NE ZAMAN VE KİM TARAFINDAN BULUNDU?

Cüzzam, tarih boyunca toplumları etkileyen, bireyleri dışlayan bir hastalık olmuştur. Ancak 80'li yılların başında geliştirilen ilaç tedavisi, cüzzamın tedavisinde önemli bir döneme işaret etmiştir. Türkiye'de cüzzamla mücadelede önemli bir adım, 1976 yılında Prof. Dr. Türkan Saylan ve arkadaşları tarafından atılmıştır. İstanbul'da kurulan "Cüzzamla Savaş Derneği," cüzzamın kontrol altına alınması amacıyla kapsamlı bir mücadele başlatmıştır.

CÜZZAM HASTALIĞI BULAŞICI MI?

Cüzzam hastalığı, genellikle nadir ve salgın oluşturmayan bir hastalık olarak bilinir. Ortalama kuluçka süresi 2-4 yıl arasında değişmektedir. Cüzzamın bulaşma kaynağı sadece insandır ve bulaşma genellikle tedavi edilmemiş hastalarla uzun süreli, çok yakın ve sık temas sonucunda gerçekleşir.

CÜZZAM HASTALIĞI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Cüzzam tedavisi genellikle antibiyotiklerle yapılır. Erken teşhis, tedavinin daha etkili olmasını sağlar. Tedaviye başlandığında, hastalığın bulaşma riski azalır ve bakterilerin çoğalması durur. Ancak tedaviye başlanmasındaki gecikmeler, hasarın daha kalıcı olmasına ve tedavinin zorlaşmasına neden olabilir. İlaç tedavisi genellikle 1-2 yıl sürebilir ve bu süreçte düzenli olarak ilaç kullanımı gereklidir.

DÜNYA CÜZZAM GÜNÜ

Dünya Cüzzam Günü, bu sene 29 Ocak olmak üzere her yıl ocak ayının son pazar gününe denk geliyor.

Gün, Fransız hayırsever Raoul Follereau tarafından 1954'te ortaya atılarak birçok kişinin neslinin tükendiğine inandığı cüzzam hakkında farkındalık yaratmayı ve insanlara kolayca tedavi edilebilen bu eski hastalığı öğretmeyi amaçlıyor.

Cüzzam hastalığının en yoğun görüldüğü ülke Hindistan'da Dünya Cüzzam Günü, Mahatma Gandhi'nin ölüm yıl dönümü olan 30 Ocak'ta anılıyor.Dünya Cüzzam Günü'nün 2023 yılı teması ise "Şimdi Harekete Geçin, Cüzzamı Bitirin." olarak belirlendi.

Kaynak:Bilkent-Anadolu Ajansı-Memorial-Acıbadem

25 Oca 2024 - 13:17 - Yaşam

Mahreç  Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çan'ın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çan'ın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Çan'ın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çan'ın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.