Deniz Taşması Neden Yaşanır? İşte Sebepleri ve Önlemleri

İzmir ve İskenderun'da deniz taşmaları yaşandı. Uzmanlar, dolgu alanlarının risk altında olduğunu ve önlemlerin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Deniz Taşması Neden Yaşanır? İşte Sebepleri ve Önlemleri
Haber albümü için resme tıklayın

Türkiye'nin kıyı bölgeleri, İzmir ve İskenderun örneklerinde olduğu gibi, şiddetli deniz taşmalarıyla karşı karşıya. Özellikle Karadeniz sahil yolunun deniz suları tarafından kaplanması ve bina girişlerinin, sokakların su altında kalması, alarm zillerini çalıyor. Bu bölgelerin ortak özelliği, denizin doldurulmuş olması ve bu durumun yarattığı riskler.

Uzmanlar, dolgu bölgelerinin deniz taşmalarından etkilendiğini ve belirli dönemlerde su altında kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Doğan Kısacık ve İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, bu durumun nedenlerini ve alınabilecek önlemleri açıklıyor. Dalga aşması, deniz seviyesinin yükselmesi ve fırtına etkisiyle dalgaların boyunun artması sonucunda oluşuyor.

Su seviyesinin yükselmesi, kış aylarında belli meteorolojik olaylar ve alçak basınç merkezinin etkisiyle gerçekleşiyor. Bu durum, denizin kabarmasına ve kıyılarda su baskınlarına yol açıyor. İzmir'de tarihi Konak-Alsancak sahilinin Osmanlı döneminden bu yana sürekli doldurulması, bu bölgelerdeki riski artırıyor. Kıyıyı koruma duvarları ve eğimli taş duvarlar gibi yapılar, denizin yıpratıcı etkilerinden korunmak için inşa edilmiş olsa da, bu yıl yaşanan taşmalar bu koruma yapılarını aşarak taşkınlara neden oldu.

Bu durum, kıyı şehirlerinde doğal afet yönetimi ve kıyı koruma önlemlerinin gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor. Belçika ve Floransa gibi ülkelerde alınan önlemler, Türkiye için de uygulanabilir çözümler sunuyor. Ancak bu önlemlerin etkinliği, doğal kıyı çizgilerinin korunması ve kıyı yapılarının doğru planlanması ile mümkün olacak.

'Önlemler modifiye edilmeli'


Kısacık'ın aktardığına göre, geçtiğimiz hafta sonu, normalde bir metre olan deniz suyu 95 cm daha yükseldi. Bu çok ciddi bir artış. Ayrıca fırtına da şiddetli dalgaya yol açtı.

Böylece, dalgalar kıyı koruma yapısını aştı. Çünkü koruma yapıları su seviyesinin bu kadar yükselmesine hazırlıklı değil.

Deniz taşması her zaman oluyordu. Ancak BBC Türkçe’ye konuşan ODTÜ Kıyı ve Deniz Mühendisliği Araştırma Merkezi ile UNESCO Kuzey Doğu Atlantik ve Akdeniz Tsunami Uyarı Sistemi başkanlığı yapmış olan Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner, son yıllarda denizin daha sık kabardığını, bu nedenle daha sık su taşması olduğunu belirtiyor.

Bütün bunlarda, iklim değişikliği de rol oynuyor.

Uzmanlar yaşananlardan ders çıkarılmasını ve iklim değişikliği de göz önünde bulundurularak planlama yapılmasını ve sahil koruma yapılarının modifiye edilmesini öneriyor.

Mikdat Kadıoğlu, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nu hatırlatıyor ve binaların kıyı şeridinden 100 metre uzakta olması gerektiğini ifade ediyor.

Önlem alınmadığında, her zaman yaşanan doğa olaylarının afete dönüştüğünü ifade eden Kadıoğlu, dolgu alanlara bina yapılmasının ve bu binaların savunmasız, dayanıksız tasarlanmasının felakete yol açtığını belirtiyor.

Kısacık hesaplamalara göre gelecek 100 yılda su seviyesinin yaklaşık 30 cm yükselebileceğini söylüyor.

Ayrıca, Kısacık'a göre 25-40 cm arası değişen gel git, fırtınanın en yoğun olduğu ana denk gelirse, taşkın daha da etkili olabilir. Üstüne üstlük, aynı anda aşırı yağış ve derelerin taşması da bu felaketin sonuçlarını ikiye katlayabilir.

Çözüm var mı?


“Kıyı çizgisini hemen boşaltamayız, ciddi bir maliyettir. Bu nedenle koruma yapılarını yeni koşullara adapte etmemiz lazım” diyen Kıvırcık iki seçenek öneriyor.

·       Gelen dalganın enerjisi azaltılmalı

Bunun için, kıyı koruma duvarlarının denize doğru 15-20 metre öncesine batık dalgakıranlar yerleştirilebilir.

·       Kıyı koruma yapıları modifiye edilerek daha dirençli hale getirilebilir

Örneğin, üzerine fırtına duvarı eklenebilir ya da yatay olarak art arda uzanan koruma duvarları yerleştirilebilir.

Geleneksel yöntem olan kıyı duvarlarının yüksekliğinin artırılması ise uzmanlar tarafından yeterli görülmüyor.

Ancak aslında yapılması gereken, doğal sahillerin yapılaşmaya açılmaması.

Kısacık, “Dolgu alan ve kıyı koruma yapılarının hemen ardını yapılaşmaya açmaktansa, doğal kıyı çizgisini bırakıp, kenti daha içeriye konumlandırmak gerekiyor. Böylece su seviyesi yükselir, fırtına ve taşkın olur, ardından su geri çekilir, ancak yapılara ulaşmaz. Örneğin Barcelona’da bu yapıldı” diyor.

Drenaj sistemleri ise deniz kabarmasında o kadar etkili bir yöntem değil.

“Drenaj sistemlerinde su çıkışları deniz seviyesinde ise, deniz suyu seviyesi yükseldiğinde işlevsiz kalır. Bu durumda tek alternatif pompaların kullanılması”.

'Alsancak’a Belçika, Bostanlı'ya Floransa örneği uygulanabilir'


Kısacık ve doktora öğrencileri, Belçika ve Floransa olmak üzere çeşitli ülkelerle ortaklaşa projeler yürütüyor.

İzmir’de Alsancak tarafı için Belçika’da uygulanan art arda iki duvarlı “durgun dalga havuzu sistemi” öngörülüyor.

Bostanlı’daki eğimli taş dolgu kıyı yapısı içinse, aynı sistemin Floransa’da deneyleri yapılan biçimi uygulanabilir.

Bunlar İzmir’de mevcut yapıların modifiye edilmesiyle dalganın direncini yüzde 60’tan 80’e kadar azaltabilecek yöntemlerden ikisi.

alsancak

Belçika’da kıyı çizgisinin deniz seviyesinin altında olduğunu hatırlatan Kısacık, burada bent denilen kıyı koruma sistemi kullanıldığını anlatıyor.

“Su ilk duvarı aşsa bile arka kısmındaki kıyı koruma yapısı, yerleşime ulaşmadan suyu tutar. Bu İzmir’de uygulanabilir.”

Hollanda, Danimarka, Almanya’da da bu kıyı koruma sistemlerini güçlendirmek için araştırmalar devam ediyor.

Ahmet Cevdet Yalçıner de, Hollanda’da 1600’lerden beri deniz taşmaları yaşadığı için bunu engelleyecek yapılar inşa edildiğini söylüyor.

Türkiye için de alınan önlemlerin direncini artırmak için geç kalınmış değil.

Yalçıner korkmaya gerek olmadığını söylüyor:

“Hepsi bir deneyim. Önemli olan şimdilik can kaybı olmaması. Yapısal olarak tasarımlar, şartnameler geliştirilmeli, önlem ve adaptasyon yapılmalı”.

29 Kas 2023 - 14:56 - Gündem

Mahreç  Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çan'ın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çan'ın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Çan'ın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çan'ın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.